Kişisel: İkarus’un Uçuşu

Salı, 27 Nisan 2010

İkarus’un babası Daidalos bilge bir mimardır. Sürgüne gönderildiği Girit Adası’nda Kral Minos’un yanında çalışmaya başlar. Onun isteği üzerine insan başlı, boğa bedenli bir canavar olan Minotauras’ın bir daha çıkmamacasına içine kapatılacağı Labirent’i inşa eder. Ancak bir süre sonra kral Minos’un emri ile, Labirentin gizini Theseus ve Ariadne’ye öğrettiği gerekçesi ile oğlu İkarus’la birlikte kendisi Labirent’e hapsedilir.Daidalos, yaratıcı aklıyla, buradan çıkmanın yollarını arar. Ve kendisi ve oğlu için kanatlar yapar. Bu kanatları bal mumuyla bedenlerine, omuz başlarına yapıştırır. Oğlu İkarus’a ne çok alçaktan, ne de yüksekten uçmamasını, özellikle de güneş ışınlarına yaklaşmamasını tembih eder.İkarus uçmanın verdiği büyük hazla bunları unutur; uçabilme özgürlüğü ile babasını dinlemez.Güneşin ışıltısını gören İkarus’un yükselmesini engellemek mümkün olmaz. Aydınlığa doğru yükseldikçe yükselir İkarus. Ta ki güneş, kanatlarını tutan balmumunu eritene kadar. Kanatları kopar, Ege’nin sularına düşüp kaybolur. Hür olmanın, yükselişin, aydınlanmanın çağrısı, İkarus’a pahalıya mal olur…

Eren Başar’ın yazısına istinaden… Iron Maiden’dan geliyor… Flight Of Icarus

ve Malmsteen’den gelsin… Icarus Dream…

Bu makale Emre Savaş tarafından yazılmıştır. İzinli veya izinsiz kesinlikle başka bir mecrada yayınlanamaz. Bu uyarıyı dikkate almayan hakkında yasal işlem başlatılacaktır.

Yorumlar (3)

  • Eren Başar — 27 Nisan 2010 @ 19:31

    Hehehe eyvallah yeğenim :)

  • Emre Savaş — 27 Nisan 2010 @ 19:32

    Sağol dayı. Hayat felsefem oldu Ikarus’un ibret veren yaşam dramı :D

  • Eren Başar — 27 Nisan 2010 @ 19:34

    Ikarus bütün insanlığa ibret olmalıdır evlat :D

  • Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. TrackBack URL

    Yorum yapın